28 Eylül 2014 Pazar

ŞEKER tam olarak nedir?


“Şeker “ konusu önüme geldiğinde ilk adımım. Tam olarak dış teolojide nasıl adlandırılıyor ona bakmak oldu.

Direkt aktarayım isterseniz. Online web çağına uyarlanmış ansiklopedi wikipedia’nın şeker tanımı

Carbon,  hidrojen ve oksiyenden oluşan  Kısa zincirli katı halde kristalize formda yer alan maddedir.

Bu ifade bile evet şeker  Gıdaların temel yapı taşlarından biri olan karbonhidrattan mürekkeptir. Fakat  en basit anlatımı ile  kimyevi açılımı budur ama zaten organik canlı yaşayan bir gıda değildir.

Şartlar uygun olmadığında küf tuttuğunu mikrobiyal faaliyete neden olduğunu (en azından en saf ve sık kullanıldığı hali olan toz ve küp şeker için böyle) görenimiz yoktur. Neden meyvelerden meydana getirilen mamelat ve recellere şeker katılır? Şekerin aslında tehlike arzeden yönünü bizim kültürel data basemize katmışız, bir fayda olarak keşfetmişiz. Bu hal şekerin yoğunluğu  artınca başka hiçbir mikroorganizmaların (normal şartlar altında 22-25 C ) yaşayamaması dolayısı ile yaz döneminde meyvelerin hasat zamanında hazırlanan  recel (meyvenin direkt şeker çözeltisinde kaynatılması) ve marmelatın (meyvenin püre haline getirildikten sonra şeker çözeltisinde kaynatılması) kış döneminde istenilen zamanda hazırlandığı degerlere yakın bir kalite ve nefasette tüketimine olanak saglayan prezerve edici koruyucu bir katkı maddesidir.

Katkı maddesi ifadesini bilinçli olarak kullanıyorum. Zira kendisi direkt  olarak herhangi bir gıdanın ezilmesi öğütülmesi gibi basit aşmalar ile değil de tam anlamı ile kimyasal bir dizi işlemden gecerek satınalınabilir forma döndüğü gerçeğidir.

Pancardan şeker elde edilme aşamaları[1]

1.        Meydan işleri ve pancarın işletmeye alınması

2.        Ham fabrika işlemleri

3.        Pancarın kıyılması

4.        Difüzyon işlemi

5.        Şerbetin arıtılması

·          Kireçlemeler,

·          Karbonatlamalar ve filtrasyon,

6.        Berrak şerbetin koyulaştırılması

7.        Rafineri- pişirilme işlemi


Normal toz şekerdeki kireçlenme aşamasından kaynaklı (söndürülmüş kireç kaynaklı) ca hassasiyeti olan kişilerde metabolik sorunlara[2] sebep olabileceği uzmanlarca ifade edilmektedir.

Bu durum göz önüne alındığında halkımızın ev hanımlarının öncelikli ihtiyaç listesine yazdıkları fütursuzca ellerinin altında yer alan, sık kullandıkları toz şekeri  “artık ne kadar tüketmeliyiz, tüketmeden nasıl çözümler üretebiliriz, daha doğal ürünleri uyarlayabilir miyiz?”i konuşmamız gerekirdi. Dili geçmiş zamanı kullanmamın sebebi son 15 senede yeni bir tatlandırma materyali olan  hatta son 5 senede  kullanım sıklığı ve miktarı ciddi boyutlara ulaşan gıda üretim endüstrisini tamamı ile etkisi altına almış durumda. Buda modifiye edilmiş nişasta bazlı şeker (NBŞ).

Halk arasında glukoz-frutoz  şurubu. 20 kg lik tenekeler içinde jel kıvamında yarı mamul bir madde.

Tam bir endüstriyel ürün olduğundan Her sektör ve ürün için özelleştirilebilen fiyatı ucuz bundan dolayı tahmin edemeyeceğiniz düzeyde yaygın bir tatlandırma materyali.

Tatlı diye tabir ettiğimiz tüm ürünler, paketli ürünler, içecekler, unlu mamuller …. Aklınıza gelmeyen ama siz ve savunmasız çocukların fazlasıyla maruz kaldıkları bir tatlandırma materyali. Gdo kadar tehlikeli ama gdo dan daha geri planda, yeterli düzeyde bilinmiyor, bilinmesi engelleniyor bir anlamda.

Neden bu kadar tehlike arzediyor NBŞ’ (NİŞASTA BAZLI ŞEKER) ler ?

Aslında sorun Nbş şekerlerden elde edilen şuruplar normaldekinden çok daha fazla fruktoz içermesidir. İnsan bedeni hayati faaliyetleri için glukozu kullanmaktadır. Gıdalarla alınan glikozun metabolize edilebilmesi için insülin gerekli olduğundan, bağırsaktan glikoz emilir emilmez daha karaciğere varmadan insülin reseptörleri uyarılarak insülin salgılanmasına neden olur. İnsülin salgılanmasıyla olumlu bir gelişme de olur: insülinle birlikte tokluk hormonu olan “leptin” de salgılanır. Böylece insan tokluk hissettiğinden yemeye ara verir. Früktoz insülin salgılatmadığı için leptin salgılanması da oluşmaz, böylece de tokluk hissi gelişmez. Bu da aşırı kalori alınımına ve şişmanlığa yol açar. Kronik hastalıkların oluşumunda şişmanlık kilit bir öneme sahiptir. Hem kalp-damar hastalıkları hem de bazı kanser cinsleri şişman hastalarda çok daha fazla görülmektedir. [3]


Sonuç olarak tm alanında uzman insanlarında belirttiği üzere , şeker; doğal gıdalarla ve kararında alındığında, tabi yaşam gereklikleri içinde, hareketli yaşam gibi günümüz insanına uzak gibi görünen ama insan tabiatında yer alan dışarı çıkma, yürüme, toprakla haşır neşir olma, hareket etme, uykuyu belli zamanlarda bölme, bedeni ibadetlerle elzem hallere vücudu sevk etme ile yukarıda bahsedilen sorunlar elemine edilebilecektir.

Meyve ve bal ile alınmayan her şekerin kimyasal olduğunu,. Kullanırken miktarına ve sıklığına çok dikkat gerektiğini, “En tatlı ve en uzun yaşatan zehir” kıvamında olduğunu unutmayalım.


Yediği içtiği ile bedenen ve fikren sıhhat bulan, değer katan fikirleri ile keyfiyeti artan bir toplum olmamız temennisi ile…

emintürk





[1] w3.balikesir.edu.tr/~hnamli/calisma/.../Halil_Ibrahim_Bulut_Seker.pdf
[2] Hiperkalsi kandaki calsiyum artışı ile damar genişleme ve daralmaları hipertansiyon  başlangıcı
[3] (20) Wardle J. Obesity and Cancer




Hiç yorum yok:

Yorum Gönder