28 Eylül 2014 Pazar

Yemek için yaşamak / yaşamak için yemek ? en anlamlı hangisi


Değerli okurlarımız,

Bir yazı dizisi ciddiyeti ve disiplini ile gıdayı ele almak istedik. En çok sorulan ve en çok takılıp kalınan konularda teknik olan bir çok mevzuyu herkesin rahatça anlayabileceği bir sadelikte anlatabilmek  ümidi ve gayretiyle… 

Gıda ve beslenme ile alakalı en temel soru nedir?

 Yemek için  yaşamak / yaşamak için yemek ?

Günümüzde insanoğlu şükür ve kanaatin duygusunun azalması ve ekonomik imkanların artması ile yemek için yaşamaya doğru hızla sürüklenmekte daha 30 sene öncesine kadar çok nadir duyulan obezite, insülin direnci, tat ve koku alma duygusunun zayıflaması, doymama, sık sık acıkma ve hep aynı ürünlere olan düşkünlük, beslenme bozuklukları gibi istenmeyen yeni nesil sorunlarla karşılaşmasına sebep olmaktadır.

Fakat bu temel sorunun cevabı elbette yaşamak için yemeli olmalıdır. Yaşamak için yemek vücüdun ihtiyacı olan enerji ve yapıtaşlarına (protein, yağ, mineraller)ulaşması için kişinin yemek yemesi durumudur.

Bu durum Hz. Allah’ın ilahi ahkamında belli bir devamlılık ve düzene göre zuhur eder. Dolayısı ile mütemadiyen acıkırız. Nefes almak gibi yemek yemek de bir iş ve zorunluluk olarak fiziken zuhur etse de lezzet lenme  ile tat ve koku alma duyularının tatmini gerçekleşir, bu duyular tatmin olurken vücudumuz ihtiyacı olan yapı taşlarına ulaşmış olur. Beden ve basta beyin olmak üzere  organlarımız hayati   faaaliyetlerine sorunsuz devam ederler.

Farkında olmadan  her gün  yemek yeme hali bizde bir bıkkınlığa sebep olmanın aksine  bir telezzüz hali de zuhur eder ki bu hal için yeri gelir işi gücü bırakır, bu duyguyu yaşamak için gereğinden fazla süre ve ücret öder duruma geliriz.

 

 

Telezzüz: Lezzet, lezzetlenme hali

 Lezzetlenme hali  aslında vücudun ihtiyacı olan düzenli ve her gün  beslenme zorunluluğunu zevkle aşması için bir vesiledir. Bir asır öncesine kadar yani gıda endüstiyelleşmeden önce  lezzetli bir yemek önünüze geldiğinde belli bir usul ve maharet ile hazırlandığını anlardınız. Lezzetli gıda zengin içerik ve kolay sindirilebilir halde hazırlanmış, vücut  için bir ödül konumundaydı. Konumundaydı diyoruz, çünkü geçmiş yüzyıla kadar  ancak iyi ve kaliteli hammaddeden hazırlanan gıda lezzetli  iken, günümüzde vasatın altında seyreden kalitede ürün katkı maddeleri ile sözde lezzetli hale getirilmekte, sentetik aroma ve kimyasallarla tat ve koku alma duyuları kandırılmakta çoğu zamanda bu durum vücut için vitamin mineral lif bakımından oldukça fakir ürünler ile karşılaşmasına sebep olmaktadır.

 Endüstriyel gelişmeler gıdayı insanın maharetli ellerinden makinelerin soğuk ve tek düze hatlarına doğru itmiş, ekonomik ve karlılığı yüksek bir gıda endüstrisinin ihtiyacı olan uzun raf ömrü, tazelik hissinin  paket açılıncaya kadar, ürün tüketilinceye kadar muhafaza edilmesi , ürüne olan doyumun oluşmaması ,bıkkınlık oluşturmaması gibi özellikleri için kimya sanayi koruyucu, kıvam arttırıcı, lezzet arttırıcı, tat alma duyusunu ve doyum hissini bloke eden kimyevi  maddeler  sunmuştur.

Bu katkılar ile hazırlanan ve şu an insanoğlunu her anlamda çepeçevre saran bu maddeler   vücut için ceza durumuna gelmiştir ki kısaca insanoğlunun yemek ile imtihanı olarak önümüzde durmaktadır.

 

 

 

 

 

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder