Değerli okurlarımız,
Bir yazı dizisi ciddiyeti ve disiplini ile gıdayı ele almak
istedik. En çok sorulan ve en çok takılıp kalınan konularda teknik olan bir çok
mevzuyu herkesin rahatça anlayabileceği bir sadelikte anlatabilmek ümidi ve gayretiyle…
Gıda ve beslenme ile
alakalı en temel soru nedir?
Yemek için yaşamak / yaşamak
için yemek ?
Günümüzde insanoğlu şükür ve kanaatin duygusunun azalması ve
ekonomik imkanların artması ile yemek için yaşamaya doğru hızla sürüklenmekte
daha 30 sene öncesine kadar çok nadir duyulan obezite, insülin direnci, tat ve
koku alma duygusunun zayıflaması, doymama, sık sık acıkma ve hep aynı ürünlere
olan düşkünlük, beslenme bozuklukları gibi istenmeyen yeni nesil sorunlarla
karşılaşmasına sebep olmaktadır.
Fakat bu temel sorunun cevabı elbette yaşamak için yemeli olmalıdır. Yaşamak için yemek vücüdun ihtiyacı
olan enerji ve yapıtaşlarına (protein, yağ, mineraller)ulaşması için kişinin
yemek yemesi durumudur.
Bu durum Hz. Allah’ın ilahi ahkamında belli bir devamlılık
ve düzene göre zuhur eder. Dolayısı ile mütemadiyen acıkırız. Nefes almak gibi
yemek yemek de bir iş ve zorunluluk olarak fiziken zuhur etse de lezzet
lenme ile tat ve koku alma duyularının
tatmini gerçekleşir, bu duyular tatmin olurken vücudumuz ihtiyacı olan yapı
taşlarına ulaşmış olur. Beden ve basta beyin olmak üzere organlarımız hayati faaaliyetlerine sorunsuz devam ederler.
Farkında olmadan her
gün yemek yeme hali bizde bir bıkkınlığa
sebep olmanın aksine bir telezzüz hali
de zuhur eder ki bu hal için yeri gelir işi gücü bırakır, bu duyguyu yaşamak
için gereğinden fazla süre ve ücret öder duruma geliriz.
Telezzüz: Lezzet,
lezzetlenme hali
Lezzetlenme hali aslında vücudun ihtiyacı olan düzenli ve her
gün beslenme zorunluluğunu zevkle aşması
için bir vesiledir. Bir asır öncesine kadar yani gıda endüstiyelleşmeden
önce lezzetli bir yemek önünüze
geldiğinde belli bir usul ve maharet ile hazırlandığını anlardınız. Lezzetli
gıda zengin içerik ve kolay sindirilebilir halde hazırlanmış, vücut için bir ödül konumundaydı. Konumundaydı
diyoruz, çünkü geçmiş yüzyıla kadar
ancak iyi ve kaliteli hammaddeden hazırlanan gıda lezzetli iken, günümüzde vasatın altında seyreden
kalitede ürün katkı maddeleri ile sözde lezzetli hale getirilmekte, sentetik
aroma ve kimyasallarla tat ve koku alma duyuları kandırılmakta çoğu zamanda bu
durum vücut için vitamin mineral lif bakımından oldukça fakir ürünler ile
karşılaşmasına sebep olmaktadır.
Endüstriyel
gelişmeler gıdayı insanın maharetli ellerinden makinelerin soğuk ve tek düze
hatlarına doğru itmiş, ekonomik ve karlılığı yüksek bir gıda endüstrisinin
ihtiyacı olan uzun raf ömrü, tazelik hissinin
paket açılıncaya kadar, ürün tüketilinceye kadar muhafaza edilmesi ,
ürüne olan doyumun oluşmaması ,bıkkınlık oluşturmaması gibi özellikleri için
kimya sanayi koruyucu, kıvam arttırıcı, lezzet arttırıcı, tat alma duyusunu ve
doyum hissini bloke eden kimyevi
maddeler sunmuştur.
Bu katkılar ile hazırlanan ve şu an insanoğlunu her anlamda
çepeçevre saran bu maddeler vücut için ceza
durumuna gelmiştir ki kısaca insanoğlunun yemek ile imtihanı olarak önümüzde
durmaktadır.
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder